Sayfa yükleniyor, dolum 0 yüzde.
← Blog

Beslenme

Bahar sofrası: Uludağ’dan otele mevsimlik tatlar

Elif EFENDİOĞLU ARGenel koordinatör

Otel ve kamp alanında atölye ve sofra
Mutfak ve atölye

1 / 3

Bahar mutfağından sahneler

Bahar aylarında, yerel ve mevsimlik ürünü birlikte seçmek veya mutfak köşesinde kısa süreyle tanıtmak, tabakla kurulan bağı güçlendirir. ‘Raftan geldi’ cümlesi yerini ‘Bugün dağ eteğinden şunu ekledik’ veya ‘Şef bunu bahar menüsüne böyle koydu’ gibi somut hikâyelere bırakır; yemek, soyut bir tabak değil, ortamın ve günün parçası olur.

Sepet, su ve mutfak: Otelde görünür hazırlık

Yıkama ve hazırlık adımlarını, yaşa uygun şekilde ve kısa da olsa birlikte izlemek çocuklara çok şey anlatır. Ellerin nasıl ovulduğu, suyun nasıl aktığı, bahar otlarının kokusunun nasıl değiştiği… Hijyen burada korkutucu bir kural listesi değil; günlük bir ritüel olarak yaşanır.

Otel mutfağı ile kurduğumuz iletişim, çocuğun gözünde iş birliğinin görünür halidir. Kimi zaman eğitmen sorar, kimi zaman şef veya mutfak ekibi yanıt verir; çocuk ortada bir dilin nasıl ortak kurulduğunu izler — tatil konseptinin içinde, klinik bir ortamdan çok davetkar bir sofra diliyle.

Sofrada en çok duyduğumuz soru: ‘Bunun hikâyesi ne?’ Küçük bir merak, büyük bir bağ.

Tadı konuşmak

Yeni bir ot veya sebze bazen ilk lokmada zorlayıcı olabilir. Biz burada zorlamadan, merak üzerinden ilerlemeyi tercih ederiz. ‘Rengi nasıl?’ ‘Kokusu baharı hatırlatıyor mu?’ gibi sorular, deneyimi dil ile buluşturur.

Bahar sofrası yalnızca beslenme değil, paylaşım dilidir. Teşekkür, emeğe saygı, otelde geçen günün özetini konuşmak… Hepsi masanın etrafında yumuşakça konuşulabilir. Bizim için mevsimlik menü, tabaktaki çeşitlilik kadar bu hikâyenin çocukla ve aileyle paylaşılmasıyla da tamamlanır.

Atölye Kafa Kafaya Sanat